Opera Nereden Geldi? Tarihi Bir Yolculuk


Opera denince aklınıza ne geliyor? Büyük sahneler, gösterişli kostümler, güçlü sesler… Ama hiç merak ettiniz mi, bu muhteşem sanat formu nasıl ortaya çıktı? Ben müzikle uğraşan biri olarak bu konuyu araştırırken gerçekten çok şaşırdım. Hadi birlikte bakalım.

Kilise Müziğinden Sahne Gösterilerine

Aslında operanın kökleri çok eskilere, Orta Çağ’a kadar uzanıyor. O dönemde kilisede söylenen Missa dediğimiz ayin müzikleri vardı. Bunları dinlerken “bu sadece dua değil ki, neredeyse bir gösteri” diye düşünmüşsünüzdür belki. Haklısınız da.

Bach ve Beethoven bile bu Missa formuna özel besteler yapmışlar. Yani müzik tarihinin거대leri bile bu işe önem vermişler.

Orta Çağ’da kiliselerde sadece dua edilip ilahi söylenmiyordu. Kısa dini oyunlar da sahnelenirdi. Tabii bunlar zamanla kiliseye sığmadı. Seyyar tiyatro grupları bu oyunları sokaklara, meydanlara taşıdı. İnsanlar bu gösterilere bayılıyordu. Neredeyse 17. yüzyıla kadar devam etti bu gelenek.

Saray Bahçelerindeki Eğlenceler

15-16. yüzyıllarda İtalya’da zengin soylular arasında moda bir eğlence türü vardı: Pastoral drama. Bunlar Yunan mitolojisinden alınma hikayelerdi. Düşünün, büyük saray bahçelerinde, gösterişli kostümlerle, müzikle, dansla oynanan oyunlar…

Bu gösterilerde bir şey dikkatimi çekti: Müzik sadece arka planda çalan bir şey değildi. Hikayenin ta kendisiydi. Perdeleri arasında oynanan küçük komik sahnelere intermedi deniyordu. Bunlar o kadar tutuldu ki, zamanla kendi başına bir sanat formu oldular.

İşte operanın ilk tohumları buralarda atıldı.

1600’ler: Operanın Doğduğu Yıl

Şimdi asıl ilginç kısma geldik. Floransa’da Kont Giovanni Bardi diye biri varmış. Adamın sarayında dönemin aydınları, şairleri, müzisyenleri toplanıp sanat üzerine konuşurlarmış. Bu toplantılara Camerata diyorlarmış (İtalyanca’da “oda” demek).

Bu grup bir gün demiş ki: “Neden antik Yunan’daki müzikli dramaları yeniden canlandırmayalım?”

Ve işe koyulmuşlar.

İlk Opera: Dafne (1597)

Bir sürü deneme yanılmadan sonra 1597’de Floransa karnavalında ilk opera sahnelendi. Adı “Dafne”. Ottavio Rinuccini yazmış sözlerini, Jacopo Peri bestelemiş müziğini.

Ne yazık ki bu eserin notaları kaybolmuş. Ama tarih kayıtlarında “işte ilk opera buydu” diye geçiyor.

Euridice (1600): Günümüze Ulaşan İlk Opera

1600 yılında büyük bir düğün olacakmış. Medici Ailesi’nden biri Fransa Kralı’yla evleniyormuş. Bu düğün için özel bir eser sipariş etmişler.

Jacopo Peri ve Giulio Caccini, Rinuccini’nin “Euridice” hikayesine müzik yapmışlar. Bu eser günümüze ulaşan en eski opera. Yani notalarına bugün bile bakabiliyoruz.

Aynı yıl Roma’da Emilio dei Cavalieri ilk dini opera sayılan eseri sahnelemiş. Artık operanın çağı başlamıştı.

Opera Aslında Ne Demek?

Bu arada, İtalya’da “opera” kelimesi herhangi bir sanat eserine denir. O yüzden İtalyanlar bu müzik tiyatrosuna “opera lirica” derler, karışmasın diye.

İlk dönem notalarında “müzikli trajedi”, “müzik için drama” gibi tanımlar göreceksiniz.

Operanın İçinde Neler Var?

Opera tek bir şey değil, birçok sanatın birleşimi:

  • Orkestra müziği
  • Şarkı söyleme (solo ve koro)
  • Oyunculuk
  • Dans (bale)
  • Sahne tasarımı
  • Kostümler
  • Işık ve efektler

Buradaki püf nokta şu: Müzik sonradan eklenmiş bir detay değil. Hikayenin ta kendisi. Karakterlerin duyguları, olaylar, her şey müzikle anlatılıyor.

Yüzyıllar İçinde Nasıl Değişti?

1600’ler: Görsellik Önce

İlk başta herkes sahne efektlerine, kostümlere, dekora takılıyordu. Gösterişli olmak önemliydi.

Yüzyıl Ortası: Sesin Yükselişi

Sonra insanlar “dur bi dakika, sesler de çok güzel ya” dedi. Vokal performans öne çıkmaya başladı.

1800’ler: Dev Orkestralar

19. yüzyılda Wagner gibi besteciler orkestraları kocaman yaptılar. Bazen orkestra o kadar güçlüydü ki şarkıcıların sesini bastırıyordu.

1900’ler: Hikaye Önemli

20. yüzyıla geldiğimizde odak noktası değişti. “Müzik güzel de, hikaye inandırıcı mı?” sorusu önem kazandı.

Kimin Sayesinde Gelişti?

Opera iki farklı kesim tarafından desteklendi:

Kilise: Dini konulu operalar yaptırdı. Kutsal hikayeleri müzikle anlatmak istedi.

Zengin Aileler: Medici gibi aileler operayı prestij meselesi yaptı. “Benim sarayımda en iyi opera sahnelenir” yarışına girdiler.

Neden Ortaya Çıktı?

Burada felsefi bir boyut var. Rönesans dönemi geldi, insanlar özgürce düşünmeye başladı. Kilise “müzik böyle olacak” diyordu, sanatçılar “hayır, biz başka türlü yapmak istiyoruz” dedi.

Antik Yunan’a dönmek de bir tür isyandı. “Bak, eskiden böyleydi, biz de öyle yapacağız” demekti.

Benim Düşüncem

Konservatuarda Türk müziği eğitimi alırken opera dersleri de vardı. Açıkçası ilk başta “bunun bağlama ile ne alakası var” diye düşünmüştüm. Ama zamanla fark ettim ki, opera da Türk halk müziği de temelde aynı şeyi yapıyor – hikaye anlatıyor, duygu aktarıyor.

Bizim makam sistemimiz var, onların tonal sistemi. Bizim bağlamamız var, onların orkestrası. Ama ikisi de insan duygusunu müzikle ifade etmenin yolları.

Türkiye’de maalesef opera geleneği çok güçlü değil. Ama bence bir gün geleneksel müziğimizle opera tekniklerini birleştiren eserler görebiliriz. Mesela bir Kerem ile Aslı operası düşünün – makamlarla, bağlama ile ama opera formunda. Ne kadar güzel olurdu değil mi?

Belki gelecek çalışmalarımda böyle bir deneme yapabilirim. Türk müziği geleneklerini modern formlarla birleştirmek hep ilgimi çekmiştir.

Sonuç

Opera, yüzyıllar süren bir evrim sonucu bugünkü haline geldi. Kilise müziğinden başladı, saraylara taşındı, sonra tüm dünyaya yayıldı.

Bugün bir opera izlediğinizde, aslında 400 yılı aşkın bir geleneğe tanık oluyorsunuz. Her ses, her nota, her kostüm o uzun yolculuğun bir parçası.

Ben müzisyen olarak bunu çok etkileyici buluyorum. Sizce de değil mi?


Not: Bu yazıyı hazırlarken çeşitli kaynaklardan yararlandım. Opera tarihi konusunda daha detaylı bilgi almak isterseniz müzik tarihi kitaplarına bakmanızı öneririm.


Şaban Can Kurt – Müzisyen, Bağlama Sanatçısı
www.sabancankurt.com