Dün akşam evde Aşık Veysel dinliyodum. “Uzun İnce Bir Yoldayım” çalıyodu.
Arkadaş dedi ki: “Abi bu adam kördü değil mi? Nasıl böyle güzel şiirler yazmış?”
Güldüm valla. “Kördü evet” dedim. “İki gözü de kördü. Ama kalp gözü açıktı işte.”
“E nasıl yaşamış peki abi?” dedi. Çok çok meraklı.
“Uzun hikaye” dedim. “Ama anlatayım sana. Çok çok ilginç bi hikaye.”
İşte bugün size Aşık Veysel’in hayatını anlatacam. Nasıl doğmuş, nasıl büyümüş, nasıl âşık olmuş. Çok derin bi hikaye valla.
Veysel’in Doğuşu – 1894 Sonbaharı
Veysel 1894 sonbaharında Şarkışla ilçesine bağlı Şivalan köyünde dünyaya geldi. Çok çok eski yıl.
Şatıroğulları hanedanındandı. Soylu bi aileydi yani. Köyün tanınmış ailelerindendi.
Ailesi – Ahmet ve Gülizar
Babası köyde Karacaahmet olarak tanınan Ahmet’ti. Annesinin adı Gülizar’dı.
Çocukluğu ve gençliği köyde geçti. Hiç şehir görmedi ilk yıllarda. Sade köy hayatı.
İki Evlilik – Yedi Çocuk
Veysel iki defa evlendi. İlk adımı iki kere attı evliliğe.
Eşleri Elif ve Gülizar’dı. İlk eşi Elif’le sekiz yıl evli kaldı. Sonra ayrıldılar.
Daha sonra Hafik’in Karayaprak köyünden Gülizar ile evlendi. İkinci eş.
Bu evlilikten yedi evlatları oldu:
- Zöhre Beşer
- Ahmet
- Hüseyin
- Menekşe Süzer
- Bahri
- Zekine (Sakine)
- Hayriye Özer
Yedi çocuk! Çok kalabalık bi aile. Gülizar 29 Ekim 1991’de öldü. Allah rahmet eylesin.
İki Gözü Kör – Ama Ruhu Aydınlık
İki gözü de kör olan âşık günlerini Mustafa Abdal’ın Ortaköy’deki tekkesinde babasının ona aldığı kırık üç telli saz ile geçirmeye başladı.
Düşün bi. İki gözü kör. Hiçbi şey göremiyo. Ama saz çalıyo. Şiir okuyo. İnanılmaz değil mi?
İlk Başta Acemiydi – Zor Çalıyodu

İlk başta çok acemiydi ve enstrümanı diğerleri gibi çalamıyodu. Normal yani. Herkes öyle başlar.
Ben de ilk gitar çaldığımda çok kötüydüm valla. Parmaklarım acıyodu. Sesler çıkmıyodu. Ama vazgeçmedim. Çalıştım çalıştım. Öğrendim.
Ali Ağa – İlk Öğretmen
Emlek yöresini sık sık ziyaret eden Divriği’nin Çamşıhı yöresinin saz ustalarından Ali Ağa Veysel’in ustalığında çok çok büyük rol oynadı.
İlk enstrüman derslerini Molla Hüseyin’den alan Veysel’e Ali Ağa çok şey öğretti.
Ali Ağa kimlerin şiirlerini öğretti biliyo musun?
- Tarsus’tan Kul Abdal
- Emrah
- Sıtkı
- Akkaş’tan Hüseyin
- Kaleköy’den Kemter Baba
- İğdecik’ten Veli
Hepsini çalıp öğretti. Tek tek. Sabırla sabırla.
Diğer Ustalar – Çok İnsan Yardım Etti
Ayrıca Veysel’in bu yolda ilerlemesinde başka ustalar da vardı:
- Ali İzzet Özkan
- Mihmani (Yüzbaşıoğlu)
- Devranî
- Aziz Üstün
- Hüseyin Gürsoy
- Ali Özsoy Dede
Emlek bölgesi sevenleri. Hepsi yardım etti Veysel’e. Hepsi öğretti.
Salman Baba – Düşünce Dünyası
Veysel’in düşünce dünyasının zenginleşmesinde ve ufkunun açılmasında şüphesiz Mescit köyündeki Salman Baba’nın çok çok büyük rolü oldu.
Bu rol göz ardı edilmemeli. Çok önemli.
Salman Baba sadece saz öğretmedi. Felsefe öğretti. Düşünce öğretti. Hayat öğretti.
Etkilendiği Âşıklar – Kökler
Ayrıca Veysel’in birçok şiirinde bu âşıkların etkileri açıkça görülüyo:
- Pir Sultan Abdal
- Kul Mustafa
- Kul Mehmed
- Ruhsati
- Âşık Kerem
- Garib
Hepsinden bi şeyler almış. Hepsinden etkilenmiş. Kendi tarzını yaratmış.
Etkilediği âşıklar içinde ilk sırayı İç Anadolu’da yaşayan âşıklar almış. Çok fazla âşık yetiştirmiş.
Yirmi Yaşında Halk Sanatçısı – Büyük Adım
Yirmi yaşlarında iyi bi ustalıkla saz çalıp şiir okuyarak halk sanatçısı oldu. Profesyonel oldu yani.
Köy Düğünleri – İlk Konserler
Önce komşu köylerde düğünlere katılmaya başladı:
- Ortaköy
- Hüyük
- Sarıkaya
- Beyyurdu
- Hardal
- Viranyurt
Her düğüne gidiyodu. Saz çalıyodu. Şiir okuyodu. İnsanlar çok çok seviyodu.
İllere Açılma – 2-3 Ay Turneler
Zamanla 2-3 ay Sivas, Tokat, Kayseri, Yozgat gibi illerin köylerine gitti. Uzun turneler.
İlk önce çevre köylerde ortaya çıktı. Sonra yavaş yavaş büyüdü. Ünü yayıldı.
1931: Birinci Sivas Halk Ozanları Şenliği – Dönüm Noktası
Bu arada Birinci Sivas Halk Ozanları Şenliği’ne katıldı. Çok önemli bi olay bu.
5-7 Kasım 1931 tarihlerinde Sivas’ta düzenlenen şenlik. Tarihi bi gün.
Ahmet Kutsi Tecer – Keşfeden Adam

Onu kültürümüze kazandıran Ahmet Kutsi Tecer’dir. Çok çok önemli isim.
Ahmet Kutsi Tecer’in yıldızı bu şenliğe katılmasıyla parladı. İl bazında sanatını ilk icra ettiği yer Sivas’tı.
1930 yılında zorunlu askerlik için Sivas’a gelen Ahmet Kutsi Tecer Sivas Lisesi edebiyat öğretmeni Vehbi Cem Aşkun ve müzik öğretmeni Muzaffer Sarısözen ile tanıştı.
Halk Ozanlarını Koruma Derneği
Ahmet Kutsi öncelikle “Halk Ozanlarını Koruma Derneği”ni kurdu. Çok önemli bi dernek.
Başkanlığını Belediye Başkanı Hikmet Işık yaptı.
Türküler, hikâyeler ve âşıkların harmanlandığı Sivas’ta derneğin tüzüğünde de belirtildiği gibi hemen bi âşık programı yapmayı düşündü.
Festival – Halk Yoğun İlgi Gösterdi
Halkın yoğun yoğun ilgi gösterdiği Aşıklar Festivali’ne kimler katıldı?
- Revanî
- Meslek
- Suzani
- Süleyman
- Karslı Mehmet
- Müştak
- Yarım Ali
- Talibî
- Yusuf
- San’ati
- Ali
Ve tabii Aşık Veysel.
Üç gün devam eden şenliğin ardından Tecer katılan âşıklara “Halk Şairi” olduklarına dair bi belge verdi.
Bu belge gezgin âşıklara gittikleri her yerde çok çok büyük kolaylık sağladı. Pasaport gibiydi.
10 Lira – Gurur Meselesi
Programdan sonra Veysel’den 10 lira vermesi istendi. Katılım ücreti gibi.
O günlerde hemen her Anadolu köylüsü gibi çok zor durumda olan Veysel ne dedi biliyo musun?
“Bizimle ilgilendin ve bizi buraya çağırdın. Onu size vermemiz gereken bizleriz.”
Zorla 5 lira veriyolar diye almak istemedi. Gururu vardı. Onuru vardı.
Ben bu hikayeyi okuduğumda çok çok etkilendim valla. Fakir ama gururlu. Yoksul ama onurlu. İşte gerçek sanatçı böyle olmalı.
İbrahim ile Yolculuk – 1933-1940
1933’te arkadaşı İbrahim ile birlikte ülkeyi gezmeye başladı. Büyük turne.
İbrahim ile ilişkisi 1940’lı yıllara kadar devam etti. Yedi yıl birlikte gezdiler.
Daha sonra yerine Küçük Veysel (Erkılıç) geçti. Yeni eşlikçi.
İstanbul – İlk Kayıtlar
Bu arada İstanbul’a giderek kayıtları doldurdu. Radyoda bi konser verdi. İlk radyo konseri.
Veysel’in İstanbul’da doldurduğu kayıtlardan iki şarkı çok büyük ilgi gördü:
1. İğdecikli Veli’nin “Mecnun’um Leylamı Gördüm”
2. 19. Yüzyıl halk şairinin “Mustafa Kemal Atatürk’e Ağıt”
İki şarkı da bomba gibi patladı. Herkes dinledi. Herkes sevdi.
1940: İbrahim’den Ayrılma
1940’ta İbrahim’den ayrıldı. Yollar ayrıldı.
1960 yılında Küçük Veysel’in vefatından sonra Küçük Veysel (Veysel Erkılıç) ve oğlu Ahmet Şatıroğlu ile birlikte ülkeyi dolaşmaya başladı.
Yeni ekip. Yeni yolculuk. Ömür boyu devam etti.
Köy Enstitülerinde Öğretmenlik – Farklı Görev
Veysel’in hayatının belli bi kısmı köy enstitülerinde öğretmenlik yapmakla geçti. Çok ilginç değil mi?
Hangi enstitülerde çalıştı? Anlatiyim:
- Adapazarı Arifiye Köy Enstitüsü
- Hasanoğlan Köy Enstitüsü
- Eskişehir Çifteler Köy Enstitüsü
- Kastamonu Gölköy Köy Enstitüsü
- Yıldızeli Pamukpınar Köy Enstitüsü
- Samsun Ladik Akpınar Köy Enstitüsü
Her sene iyi maaşlarla çalıştı. Düzenli geliri oldu. İyi bi hayat sürdü.
“Toprak” Şiiri – Çifteler’de Yazıldı
Bu arada meşhur şiiri “Toprak”ı Çifteler Köy Enstitüsü’nde okurken yazdı.
“Ekin ekmeye geldim bu dünyaya, Yağmur gibi yağacam bu toprağa…”
İşte bu şiir Çifteler’de doğdu. O topraktan ilham aldı.
Konserler – Diğer Enstitüler

Ayrıca başka enstitülerde de konserler verdi:
- Çanakkale Savaştepe
- Erzurum Pulur
- Malatya Akçadağ
- Kırklareli Kepirtepe
- Adana Düziçi Köy Enstitüleri
Bu faaliyetler 1941 ve 1946 yılları arasında gerçekleşti. Beş yıl boyunca.
Ben bu hikayeyi öğrendiğimde çok şaşırdım valla. Aşık Veysel öğretmen miymiş? İnanılmaz. Kör bi adam öğretmen olmuş. Gençlere müzik öğretmiş. Saygı duydum.
Benim Aşık Veysel Anım – Sivas’ta
Bi anımı anlatayım size. Çok özel bi anı.
2016’ydı. Sivas’a gitmiştim. Aşık Veysel Müzesi’ni ziyaret ettim.
Müzede sazı vardı. Elbisesi vardı. Fotoğrafları vardı. Şiirleri vardı.
Bi ses kaydı dinledim. Aşık Veysel “Uzun İnce Bir Yoldayım” çalıyodu.
Gözyaşlarım aktı valla. Dayanamadım. O ses… O duygu… O samimiyet…
“Bu adam kördü” dedim. “Ama kalbi görebiliyodu. Ruhu görebiliyodu. Hakikati görebiliyodu.”
O günden sonra Aşık Veysel’e daha farklı bakmaya başladım. Sadece şarkıcı değil. Bilge. Filozof. Öğretmen.
Veysel’in Mirası – Ölümsüz
Aşık Veysel 1973’te öldü. Bedeni öldü.
Ama ruhu hiç ölmedi. Şiirleri yaşıyo. Şarkıları yaşıyo. Sözleri yaşıyo.
“Uzun İnce Bir Yoldayım” hala söyleniyo. “Kara Toprak” hala söyleniyo. “Dostlar Beni Hatırlasın” hala söyleniyo.
Belki haklıydı. Ruh ölmüyo. Sanat ölmüyo. Güzellik ölmüyo.
Gelecek – Veysel Her Zaman Var Olacak
Aşık Veysel her zaman var olacak. Kesin var olacak.
100 yıl sonra da söylenecek şarkıları. 200 yıl sonra da söylenecek.
Çünkü evrensel. Çünkü derin. Çünkü hakiki.
Sonuç – Kör Gözlü Aydınlık Ruh
Veysel 1894 sonbaharında Şarkışla ilçesine bağlı Şivalan köyünde dünyaya geldi. Şatıroğulları hanedanından. Babası Karacaahmet olarak tanınan Ahmet, annesi Gülizar. Çocukluğu ve gençliği köyde geçti. İki defa evlendi – eşleri Elif ve Gülizar. İkinci eşi Gülizar’la yedi çocuğu oldu: Zöhre Beşer, Ahmet, Hüseyin, Menekşe Süzer, Bahri, Zekine ve Hayriye Özer. Gülizar 29 Ekim 1991’de öldü.
İki gözü de kör olan âşık günlerini Mustafa Abdal’ın Ortaköy’deki tekkesinde babasının ona aldığı kırık üç telli saz ile geçirmeye başladı. İlk başta çok acemiydi. Divriği’nin Çamşıhı yöresinin saz ustalarından Ali Ağa ve ilk enstrüman derslerini Molla Hüseyin’den alan Veysel’in ustalığında çok büyük rol oynadı. Ali Ağa Tarsus’tan Kul Abdal, Emrah, Sıtkı ve diğerlerinin şiirlerini çalıp öğretti. Veysel’in ilerlemesinde Ali İzzet Özkan, Mihmani, Devranî, Aziz Üstün, Hüseyin Gürsoy ve Ali Özsoy Dede gibi Emlek bölgesi sevenleri de büyük rol oynadı. Düşünce dünyasının zenginleşmesinde Mescit köyündeki Salman Baba’nın çok büyük rolü oldu. Veysel’in şiirlerinde Pir Sultan Abdal, Kul Mustafa, Kul Mehmed, Ruhsati, Âşık Kerem ve Garib’in etkileri açıkça görülüyo.
Yirmi yaşlarında iyi bi ustalıkla halk sanatçısı oldu. Önce Ortaköy, Hüyük, Sarıkaya gibi komşu köylerde düğünlere katıldı. Zamanla 2-3 ay Sivas, Tokat, Kayseri, Yozgat gibi illerin köylerine gitti. 1931’de Birinci Sivas Halk Ozanları Şenliği’ne katıldı. 1933’te arkadaşı İbrahim ile ülkeyi gezmeye başladı. İlişkisi 1940’lara kadar devam etti, sonra yerine Küçük Veysel geçti. İstanbul’da kayıtlar doldurdu ve radyoda konser verdi. İğdecikli Veli’nin “Mecnun’um Leylamı Gördüm” şarkısı ve “Mustafa Kemal Atatürk’e Ağıt” büyük ilgi gördü. 1940’ta İbrahim’den ayrıldı, 1960’ta Küçük Veysel’in vefatından sonra Veysel Erkılıç ve oğlu Ahmet Şatıroğlu ile ülkeyi dolaşmaya başladı.
Hayatının belli bi kısmı köy enstitülerinde öğretmenlik yapmakla geçti: Adapazarı Arifiye, Hasanoğlan, Eskişehir Çifteler, Kastamonu Gölköy, Yıldızeli Pamukpınar ve Samsun Ladik Akpınar Köy Enstitüleri’nde her yıl iyi maaşlarla çalıştı. Meşhur şiiri “Toprak”ı Çifteler Köy Enstitüsü’nde yazdı. Ayrıca Çanakkale Savaştepe, Erzurum Pulur, Malatya Akçadağ, Kırklareli Kepirtepe ve Adana Düziçi Köy Enstitülerinde konserler verdi. Bu faaliyetler 1941-1946 yılları arasında gerçekleşti.
Onu kültürümüze kazandıran Ahmet Kutsi Tecer’dir. 5-7 Kasım 1931 tarihlerinde Sivas’ta düzenlenen Birinci Sivas Halk Ozanları Şenliği’ne katılmasıyla yıldızı parladı. 1930’da zorunlu askerlik için Sivas’a gelen Ahmet Kutsi Tecer Sivas Lisesi edebiyat öğretmeni Vehbi Cem Aşkun ve müzik öğretmeni Muzaffer Sarısözen ile tanıştı. “Halk Ozanlarını Koruma Derneği”ni kurdu, başkanlığını Belediye Başkanı Hikmet Işık yaptı. Halkın yoğun ilgi gösterdiği festivale Revanî, Meslek, Suzani, Süleyman, Karslı Mehmet, Müştak, Yarım Ali, Talibî, Yusuf, San’ati ve Ali katıldı. Üç gün süren şenliğin ardından Tecer âşıklara “Halk Şairi” belgesi verdi. Programdan sonra Veysel’den 10 lira vermesi istendi. Zor durumda olan Veysel “Bizimle ilgilendin, onu vermemiz gereken bizleriz” diyerek zorla 5 lira verdiler diye almak istemedi.
Sen Aşık Veysel’i dinliyo musun? Hangi şarkısını seviyosun? Hiç Sivas’a gittin mi? Yorum yap, tartışalım bakalım.
Kaynaklar:
- Aşık Veysel biyografisi
- Köy enstitüleri tarihi
- Ahmet Kutsi Tecer araştırmaları
- Sivas Halk Ozanları Şenliği kayıtları
Şaban Can Kurt
www.sabancankurt.com
