Türk Halk Müziğinde Üç Farklı Yaklaşım: Makamdan Ayağa Dönüşüm

Şaban Can Kurt | 14 Şubat 2026


Geçen gün arkadaş dedi ki: “Abi halk müziğini nasıl açıklıyorlar?”

“Üç farklı yaklaşım var” dedim.

“Üç mü abi?” dedi. Çok çok şaşırmış.

“Evet üç. Biri makamla açıklıyo. Biri majör-minörle açıklıyo. Biri de ayakla açıklıyo. Anlatayım sana.”

İşte bugün size Türk halk müziğindeki üç farklı yaklaşımı anlatacam. Kimler ne demiş, hangi yöntem daha doğru. Çok çok önemli bi tartışma valla.

Birinci Yaklaşım – Klasik Türk Müziği Terminolojisi

Özellikle Rauf Yekta Bey ve Dârülelhan adına halk ezgileri üzerine çalışan bi grup müzisyenin başlattığı bu değerlendirme yaklaşımı ülkemizde uzun yıllardır en sık kullanılan ve devam eden anlayış olarak önemli.

Makamla Açıklama

Türk halk müziğine ilgi duyan pek çok müzik insanı Türk halk müziğini klasik Türk müziği dizileri ve makamlarıyla açıklamaya çalışmış.

Yani diyo ki: “Bu türkü hüseyni makamında. Bu türkü hicaz makamında. Bu türkü kürdi makamında.”

Yabancı Araştırmacılar da

Ayrıca Türkiye’de bi süre çalışma fırsatı bulan araştırmacılar için de Türk halk müziğini klasik Türk müziği terminolojisiyle açıklamayı tercih edenler olmuş.

Yabancı müzikologlar gelmiş. Türk müziğini araştırmış. Makam sistemini kullanmış açıklamak için.

Ben ilk halk müziği öğrenmeye başladığımda böyle öğrettiler valla. “Bu türkü hüseyni” dediler. “Bu türkü segah” dediler. Ama tam uymuyodu. Bi garip bi durdu.

İkinci Yaklaşım – Batı Müziği Terminolojisi

Gemini-Generated-mage-hgj2n9hgj2n9hgj2

İkinci yaklaşım Batı müziği terminolojisi. Majör ve minör gamlarla açıklama.

“Bu türkü la minör. Bu türkü sol majör. Bu türkü re minör.”

Ama bu da tam uymuyo. Çünkü Türk halk müziği Batı müziği değil. Farklı farklı bir yapısı var.

Üçüncü Yaklaşım – Ayak Sistemi

Ülkemizde çeşitli boyutlarıyla Türk halk müziği eserlerinin derlenmesi, notaya alınması, araştırılması ve yayımlanmasındaki gelişmeler sonucunda zaman içinde yukarıda bahsedilen iki anlayıştan ayrı olarak üçüncü bi anlayış ortaya çıkmaya başlamış.

Savunucuları Kimler?

Bu anlayışın savunucuları kimler? Anlatiyim:

  • Muzaffer Sarısözen
  • Sadi Yaver Ataman
  • Halil Bediî Yönetken
  • Nida Tüfekçi
  • Neriman Altındağ Tüfekçi
  • Ferruh Arsunar
  • TRT’den birçok sanatçı

Ülkemizde yıllardır saha araştırması yaparak halk müziği repertuarına kaynak-malzeme sağlayan insanlar.

Temel Düşünce

Bu anlayışın temelinde “halk müziği eserinin kendine özgü bi yapısı vardır ve makam ya da majör ve minör ile tam olarak açıklanamayacağı” düşüncesi yatmakta.

Çok çok önemli bi tespit. Halk müziği farklı. Başka bi yapısı var. Kendine özgü.

Halil Bediî Yönetken’in Görüşü

Bu düşünceyle müziğin önde gelen isimlerinden olan müzikolog Halil Bediî Türk müziğinin kendine özgü bi yapısı olduğunu, Yunan ve kilise tonlarının ve emsallerinin tonlarını açıklamanın imkansız olacağını düşünmüş.

Türküleri Nasıl Açıklamalı?

Yönetken Halil Bedi’ye göre türküleri notaya aldıktan sonra heyecanlanmak; perdeleri açık ve kesin olarak biliniyorsa isimlerini belirtmek; varsa geçici ve kalıcı yetkileri göstermek; hatta ambitusta güçlü alanları işaretlemek için ve Rauf Yekta Bey’in yaptığı gibi…

Örnekler

Farsı perdesiyle başlayıp segâh üzerine oturan dizi veya makam” ya da “Mesela Hüseynî ama Süpürge Yonca’nın türküsünde olduğu gibi Türk halk müziğinde kullanılan dizileri dünyaya duyurmak için çargaha yerleşmişlerdir.”

Bunu yapabilmek için bunları özel bi şekilde açıklamaya çalışmak gerekir.

Çok karmaşık açıklamalar. Çok uzun açıklamalar. “Daha basit bi yol yok mu?” diye düşünmüşler.

Ayak Terimi – Yeni Çözüm

Gemini-Generated-mage-k4phmbk4phmbk4ph

Halk müziği eserlerinin bi makam anlayışıyla anlatılamayacağını düşünen müzisyenler ‘Ayak’ teriminden hareketle dizi ve tınıları özel isimlerle açıklamayı seçmişler.

Halk Ağzından Alınmış

Bunun için halk ağzındaki çeşitli ezgilere verilen isimler kullanılmış ve her makama karşılık gelen bi ayak üretilmiş.

Yani halkın kendi diliyle. Halkın kendi terimleriyle. Makam değil, ayak.

Kerem ayağı var. Müstezat ayağı var. Garip ayağı var. Misket ayağı var.

Her bölgenin kendi ayakları var. Her yörenin kendi isimleri var.

Oransay ve Arkadaşları – Sistemin Geliştirilmesi

“Ayak” olarak tanımlanmaya başlanan bu uygulama Prof. Dr. Gültekin Oransay ve yakın arkadaşları tarafından geliştirilmiş, desteklenmiş ve savunularak yurtiçi ve yurtdışı bilimsel ve sanatsal yayınlarda ve ders kitaplarında yer almaya başlamış.

Akademik Kabul

Artık sadece müzisyenler değil. Akademisyenler de kullanıyo. Üniversitelerde öğretiliyo. Kitaplarda yazılıyo.

Ayak sistemi resmileşmiş. Kabul görmüş. Standart olmuş.

Benim Üç Yaklaşım Deneyimim

Bi anımı anlatayım size. Üç yaklaşımı da deneme sürecim.

2016’ydı. Bağlama öğreniyodum. Üç farklı hoca buldum. Her biri farklı farklı öğretiyodu.

Birinci Hoca – Makam

Birinci hoca “bu türkü hüseyni” dedi. Makamla öğretti. Çok karmaşıktı. Anlamıyodum.

İkinci Hoca – Majör-Minör

İkinci hoca “bu türkü la minör” dedi. Batı müziği terimleriyle öğretti. Daha basitti ama yine tam uymuyodu.

Üçüncü Hoca – Ayak

Üçüncü hoca “bu Kerem ayağı” dedi. Ayakla öğretti. “Kerem türkülerinde bu ayak kullanılır” dedi.

Bu en çok hoşuma gitti. En anlaşılır geldi. En doğal geldi.

O günden sonra ayak sistemini tercih ettim. Daha pratik. Daha anlaşılır. Daha Türk.

Hangi Yaklaşım Doğru? – Tartışma Devam Ediyor

Gemini-Generated-mage-rl4gnzrl4gnzrl4g

Hangi yaklaşım doğru? Hala tartışılıyo.

Makam Taraftarları

Bazıları diyo ki: “Makam sistemini kullanmalıyız. Çünkü klasik Türk müziği ile bağlantı kurmalıyız.”

Batı Taraftarları

Bazıları diyo ki: “Majör-minör kullanmalıyız. Çünkü evrensel olmalıyız. Dünya bizi anlamalı.”

Ayak Taraftarları

Bazıları diyo ki: “Ayak kullanmalıyız. Çünkü halk müziği kendine özgü. Kendi terminolojisi olmalı.”

Ben ayak taraftarıyım. Halk müziği halkın diliyle anlatılmalı. Kendi terminolojisiyle anlatılmalı.

Günümüz – Üç Yaklaşım da Kullanılıyor

Günümüzde üç yaklaşım da kullanılıyo.

Bazı konservatuvarlarda makam öğretiliy. Bazı müzik okullarında majör-minör öğretiliyo. Bazı yerlerde ayak öğretiliyo.

Karışık bi durum. Standart yok. Ama belki de iyi bu. Çeşitlilik zenginlik.

Gelecek – Hangisi Kazanacak?

Gelecekte hangisi kazanacak? Bilmiyorum.

Belki ayak sistemi yaygınlaşır. Belki makam sistemi kalır. Belki yeni bi sistem bulunur.

Ama önemli olan halk müziğini doğru anlamak. Doğru öğretmek. Doğru aktarmak.

Sonuç – Kendi Yapısını Anlamak

Gemini-Generated-mage-ssydxdssydxdssyd

Özellikle Rauf Yekta Bey ve Dârülelhan adına halk ezgileri üzerine çalışan bi grup müzisyenin başlattığı bu değerlendirme yaklaşımı ülkemizde uzun yıllardır en sık kullanılan ve devam eden anlayış olarak önemli. Türk halk müziğine ilgi duyan pek çok müzik insanı Türk halk müziğini klasik Türk müziği dizileri ve makamlarıyla açıklamaya çalışmış.

Ayrıca Türkiye’de bi süre çalışma fırsatı bulan araştırmacılar için de Türk halk müziğini klasik Türk müziği terminolojisiyle açıklamayı tercih edenler olmuş.

Ülkemizde çeşitli boyutlarıyla Türk halk müziği eserlerinin derlenmesi, notaya alınması, araştırılması ve yayımlanmasındaki gelişmeler sonucunda zaman içinde yukarıda bahsedilen iki anlayıştan ayrı olarak üçüncü bi anlayış ortaya çıkmaya başlamış. Bu anlayışın savunucuları ülkemizde yıllardır saha araştırması yaparak halk müziği repertuarına kaynak-malzeme sağlayan Muzaffer Sarısözen, Sadi Yaver Ataman, Halil Bediî Yönetken, Nida Tüfekçi ve Neriman Altındağ Tüfekçi, Ferruh Arsunar ve özellikle TRT’den birçok sanatçı. Bu anlayışın temelinde “halk müziği eserinin kendine özgü bi yapısı vardır ve makam ya da majör ve minör ile tam olarak açıklanamayacağı” düşüncesi yatmakta.

Bu düşünceyle müziğin önde gelen isimlerinden olan müzikolog Halil Bediî Türk müziğinin kendine özgü bi yapısı olduğunu, Yunan ve kilise tonlarının ve emsallerinin tonlarını açıklamanın imkansız olacağını düşünmüş. Yönetken Halil Bedi’ye göre türküleri notaya aldıktan sonra perdeleri açık ve kesin olarak biliniyorsa isimlerini belirtmek, varsa geçici ve kalıcı yetkileri göstermek, hatta ambitusta güçlü alanları işaretlemek için Rauf Yekta Bey’in yaptığı gibi “Farsı perdesiyle başlayıp segâh üzerine oturan dizi veya makam” gibi açıklamalar yapmak gerekir.

Halk müziği eserlerinin bi makam anlayışıyla anlatılamayacağını düşünen müzisyenler ‘Ayak’ teriminden hareketle dizi ve tınıları özel isimlerle açıklamayı seçmişler. Bunun için halk ağzındaki çeşitli ezgilere verilen isimler kullanılmış ve her makama karşılık gelen bi ayak üretilmiş.

“Ayak” olarak tanımlanmaya başlanan bu uygulama Prof. Dr. Gültekin Oransay ve yakın arkadaşları tarafından geliştirilmiş, desteklenmiş ve savunularak yurtiçi ve yurtdışı bilimsel ve sanatsal yayınlarda ve ders kitaplarında yer almaya başlamış.

Sen hangi yaklaşımı tercih ediyosun? Makam mı, majör-minör mi, ayak mı? Yorum yap, tartışalım bakalım.


Kaynaklar:

  • Rauf Yekta Bey – Türk müziği nazariyatı
  • Halil Bediî Yönetken – Ayak sistemi
  • Gültekin Oransay – Ayak terminolojisi
  • Muzaffer Sarısözen – Halk müziği derlemeleri