Recep İvedik’ten Facebook Öğrendim: Yeni Medya ve İletişim


2009’du. Recep İvedik 1 filmini izlemiştik kardeşimle. Filmde Facebook sahnesi vardı. Biz de evde sürekli “bu Facebook ne ya, bir açalım bakalım” diye konuşuyorduk.

Sonunda merak ettik, açtım. Kayıt oldum. İsim, soyisim, e-posta… Tamam. Girdim. İçeride kimse yok.

“Arkadaş ekle” diyor. Kimi ekleyeceğim? Kimse yok ki. Sonra kardeşimi ekledim. O kabul etti. Sonra sınıftan arkadaşları buldum tek tek. Ekledim. Bazıları kabul etti, bazıları etmedi.

İlk hafta sadece duvar var, boş. Kimse bir şey paylaşmıyor. “E bu ne işe yarıyor?” diyoruz. Ama sonra herkes fotoğraf atmaya başladı. İşte o zaman anladık.

O zamanlar kimse Facebook’un ne olacağını bilmiyordu. Kardeşimle “bu site tutar mı acaba” diye tartışırdık. Şimdi bak, hayatın merkezinde.

Yeni Medya Derken Ne Kastediyoruz?

Basit anlatayım. Eski medya neydi? TV, radyo, gazete. Sen izlerdin, dinlerdin, okurdun. O kadar. Karşılık veremezdin.

Yeni medya ne? İnternet, sosyal medya, akıllı telefon. Sen sadece izlemiyorsun. Cevap veriyorsun, yorum yapıyorsun, beğeniyorsun, paylaşıyorsun. İşte fark bu – etkileşim.

Eskiden TV’de bir haber görürdün. “Yanlış bu” desen ne olurdu? Hiçbir şey. Sesini duyuramazdın.

Şimdi Twitter’da bir haber görüyorsun. Yanlış buluyorsun, yorum yapıyorsun. Binlerce kişi görüyor. Belki trending topic oluyorsun. İşte bu yeni medya.

Yeni Medya Ne Zaman Başladı?

1970’lerde bazı araştırmacılar “yeni medya” terimini kullanmaya başlamış. Ama o zamanlar kimse takmamış. İnternet yoktu çünkü, bilgisayar evlerde yoktu.

90’lara geldik. İnternet patladı. Web çıktı. O zaman herkes “aa evet, bu gerçekten yeni bir medya” dedi.

Ben 90’ların çocuğuyum. İnterneti 2000’lerin başında gördüm. Dial-up internet vardı, “cırrrrr” diye bağlanıyordu. Saati 50 kuruştu falan. İnternete girmek lüks sayılırdı.

2005-2010 arası ADSL yaygınlaştı. Artık sürekli bağlıydın internete. Oradan sonra her şey hızlandı.

Castells ve Küresel Kent

Castells diye bir sosyolog var. Adam “ağ toplumu” diye bir kavram üretmiş. Ne demiş?

“Eskiden küresel köy vardı” demiş. “Şimdi küresel kent var” demiş.

Bu ne demek? Basit – eskiden internet sayesinde dünya küçüldü, herkes birbirine yaklaştı. “Küresel köy” dediler buna. Hani köyde herkes birbirini tanır ya, öyle.

Ama şimdi öyle değil. Dünya artık dev bir şehir gibi. Şehirde herkes var ama kimse kimseyi tanımıyor. Ama hepsi bağlantılı. İşte ağ toplumu bu.

Ben bunu stüdyoda yaşıyorum. Müzik yapıyorum, internete atıyorum. Almanya’dan biri dinliyor, beğeniyor, mesaj atıyor. Hiç tanımıyorum adamı ama bağlantılıyız. İşte küresel kent bu.

Yeni Medya Nelerden Oluşuyor?

Sayıp dökeyim, uzun liste:

  • Bilgisayar
  • İnternet
  • Web 1.0 (eski internet, sadece okuma)
  • Web 2.0 (yeni internet, yazma-okuma-paylaşma)
  • Web 3.0 (son dönem, yapay zeka, blockchain falan)
  • Sosyal medya
  • Online gazetecilik
  • E-ticaret
  • E-imza
  • Sanal gerçeklik (VR)
  • Metaverse (yeni çıktı)

Hepsi yeni medya. Hepsi hayatımızın parçası artık.

Ben müzik yapıyorum. E-ticaret sayesinde müziğimi satıyorum. Online platformlar sayesinde dağıtıyorum. Sosyal medyadan tanıtıyorum. Hepsi iç içe.

Analog’dan Dijital’e

Yeni medyanın en önemli özelliği – dijital. Yani her şey 0 ve 1’lerden oluşuyor.

Eskiden fotoğraf çekerdin, fiziksel bir şeydi. Film ruloydu. Banyoda basardın. Elde kalıcıydı.

Şimdi fotoğraf çekiyorsun, dijital. Telefonun hafızasında 0 ve 1’ler. İstersen silersin, istersen düzenlersin. Sınırsız kopyalayabilirsin.

Bu hem iyi hem kötü. İyi çünkü kolay. Kötü çünkü değeri azaldı. Eskiden bir fotoğraf çok değerliydi. Şimdi 100 fotoğraf çekiyoruz, hiçbirine bakmıyoruz.

Etkileşim: Yeni Medyanın Kalbi

Yeni medyayı eski medyadan ayıran en önemli şey etkileşim.

Gazete okursun. Habere sinirlenirsin. Ne yaparsın? Hiçbir şey. Belki editöre mektup yazarsın, 3 gün sonra gelir, belki yayınlanır.

Twitter’da haber görürsün. Sinirlenirsin. Hemen reply atarsın. 5 saniyede cevap gelir. Tartışma başlar. Başkaları katılır. Trending topic olur.

İşte etkileşim bu. Pasif değilsin, aktifsin.

Ben Bunu Nasıl Yaşıyorum?

Müzik yaptım, Spotify’a attım. Eski medya olsa ne olurdu? Radyoda çalar, birileri duyar. O kadar.

Yeni medyada ne oluyor? Spotify’a atıyorum. Birileri dinliyor. Yorum yapıyor. “Güzel olmuş abi” diyor. Ben teşekkür ediyorum. Sohbet başlıyor. Belki kolaborasyon yapıyoruz.

Etkileşim bu işte. İki yönlü iletişim. Sen sadece tüketmiyorsun, üretiyorsun da.

Teknoloji Bizi Yönlendiriyor mu?

Burada biraz karanlık bir konu var. Teknoloji bize ne izleyeceğimizi, ne dinleyeceğimizi, ne düşüneceğimizi söylüyor mu?

Evet, biraz öyle. Algoritma diye bir şey var. Sen YouTube’da bir video izliyorsun. Sonra başka videolar öneriyor. Benzer videolar. Sonra sadece o tür videoları izler oluyorsun.

Ben bunu yaşadım. Bir dönem sürekli prodüksiyon videoları izliyordum. YouTube bana sadece prodüksiyon videoları gösteriyordu. Başka bir şey görmüyordum. Sanki dünyada sadece müzik prodüksiyonu varmış gibi.

Sonra fark ettim, “dur ya, ben kendimi bir balonun içine hapsetmişim” dedim. Bilinçli olarak başka konularda video aramaya başladım.

Kontrol Bizde mi, Teknolojide mi?

Bu tartışmalı bir konu. Bazıları “sen kontrolü elinde tutuyorsun, istediğin zaman bırakabilirsin” diyor.

Bazıları “hayır, algoritmalar seni manipüle ediyor, farkında bile değilsin” diyor.

Bence ikisi de biraz haklı. Evet, kontrol bizde. Ama evet, algoritmalar bizi yönlendiriyor.

Mesela Instagram açıyorum. 5 dakika bakacağım diye giriyorum. 2 saat geçiyor. Nasıl oluyor? Çünkü algoritma bana sürekli ilginç şeyler gösteriyor. Duramıyorum.

Bu manipülasyon mu? Biraz öyle. Ama ben de izin veriyorum. O yüzden sorumluluk ikisinde de.

Toplumsal Yapı Değişti

Yeni medya sadece iletişimi değiştirmedi. Toplumsal yapıyı da değiştirdi.

Eskiden arkadaşlarınla buluşmak için saat kararlaştırırdın. “Saat 3’te şurada buluşalım” derdin. Giderdin, beklerdin. Gelmezse ne yapardın? Bilmezdim, beklerdin.

Şimdi WhatsApp var. “Neredesin?” yazıyorsun. “10 dakika sonra gelicem” diyor. Rahatsın.

Ama bir şey kaybettik – o bekleme heyecanı. “Gelecek mi gelmeyecek mi?” diye merak etmek. Şimdi her şey belli.

Sosyal İlişkiler Değişti

Lise zamanı arkadaşım vardı. Konuşmadık 10 yıl. Facebook’ta buldum. Mesaj attım. Konuştuk. “Vay be 10 yıl olmuş” dedik.

Bu güzel mi? Evet. Ama bir taraftan garip de. 10 yıl hiç konuşmamışız, şimdi Facebook’ta arkadaşız. Bu arkadaşlık mı?

Bence yeni medya ilişkileri hem kolaylaştırdı hem zorlaştırdı. Kolaylaştırdı çünkü iletişim kolay. Zorlaştırdı çünkü yüzeysel oldu.

Kültür ve Ekonomi Değişti

Yeni medya kültürü de ekonomiyi de değiştirdi.

Kültürel değişim: Eskiden kültür yukarıdan aşağıya indi. TV’de ne gösterilirlerse onu izlerdin. Radyoda ne çalarsa onu dinlerdin.

Şimdi öyle değil. Herkes üretici. YouTuber’lar var, influencer’lar var. Onlar da kültür üretiyor. Artık kültür yukarıdan aşağı değil, her yönden geliyor.

Ekonomik değişim: E-ticaret çıktı. Amazon, Trendyol, Hepsiburada… Artık dükkana gitmen gerekmiyor. Telefona dokunuyorsun, 2 gün sonra kapında.

Ben müziğimi dijital platformlarda satıyorum. 20 yıl önce bunu yapamam. Plak şirketi bulman lazım. Şimdi laptop yeter.

Benim Tecrübem

Ben 1995 doğumluyum. İnternet öncesi ve sonrasını ikisini de gördüm.

Çocukken televizyon izlerdik. Hangi kanal ne gösteriyorsa onu izlerdik. Seçeneğimiz yoktu.

Şimdi YouTube, Netflix, Blu TV… Sınırsız içerik. Ne istersen onu izliyorsun.

Bu özgürlük mü? Evet. Ama aynı zamanda çok fazla seçenek bunaltıcı. 30 dakika ne izleyeceğine karar vermekle geçiyor. Sonunda bir şey açıyorsun, beğenmiyorsun, kapatıyorsun.

Eskiden bir dizi başlardı, bitene kadar izlerdin. Şimdi 10 dakika izliyorsun, sıkılıyorsun, bırakıyorsun.

Dikkat süresi kısaldı yani. Yeni medyanın bir yan etkisi bu.

Sonuç

İletişim teknolojileri gelişti. Yeni medya çıktı. Hayatımız değişti.

Artık pasif tüketici değiliz. Aktif katılımcıyız. İzliyoruz, dinliyoruz, ama aynı zamanda yorum yapıyoruz, beğeniyoruz, paylaşıyoruz, üretiyoruz.

Bu değişim iyi mi kötü mü? İkisi de. İyi tarafları var, kötü tarafları var.

İyi taraflar: Kolay iletişim, sınırsız bilgi, üretim özgürlüğü.

Kötü taraflar: Manipülasyon, yüzeyselleşme, dikkat dağınıklığı.

Bence önemli olan dengeli olmak. Yeni medyayı kullan ama kontrolü kaybetme. Bağlan ama bağımlı olma.

Sen nasıl kullanıyorsun yeni medyayı? Kontrol sende mi yoksa algoritmalarda mı? Yorum yap, konuşalım.


Kaynaklar:

  • Castells – Ağ toplumu teorisi
  • Yeni medya ve iletişim çalışmaları

Şaban Can Kurt
www.sabancankurt.com