Geçen hafta stüdyoda bi öğrenci geldi. Nota okuyamıyo çocuk. Zorlanıyo işte. “Abi bu notalar niye var ya? Kulaktan öğrenemez miyiz?” dedi.
Güldüm valla. “Öğrenirsin” dedim. “Ama nasıl hatırlayacan sonra? Bi ay sonra unutursun.”
Düşündü çocuk. “Doğru ya abi” dedi.
İşte tam da bu yüzden müzik yazısı çıkmış. Unutmamak için. Bugün size bunu anlatcam – müziğin nasıl yazıldığını, renkli çizgileri falan.
Müziğin Bi Problemi Var: Ses Kayboluyo
Müzik bi ses sanatı değil mi? Ama aynı zamanda bi “zaman sanatı” diyolar.
Ne demek bu? Anlatiyim:
Resim yapıyosun mesela. Tuvale çiziyosun. Bitti mi orada duruyo. Yarın da var öbürgün de var. 100 yıl sonra bile var.
Ama müzik öyle mi? Yok ya. Bi nota çalıyosun gidiyo. O an bitiyo. Ses havada kayboluyo işte.
Her saniye geçiyo, müziğin bi parçası gidiyo. O bölümü tekrar dinlemen mümkün değil. Kayıt yoksa tabii.
Ben stüdyoda bunu çok düşünüyorum. Kaydetmeseydim şu çaldığım şey kaybolacaktı diye. Garip geliyo ama öyle işte.
Eskiden Kayıt Yoktu – Ne Yaptılar?
Eskiden kayıt yoktu ki. Kaset yok, CD yok, dijital yok. Hiçbi şey yok.
E peki müzikler nasıl hatırlanıyodu? Unutulmuyodu mu?
Tabii unutuluyo. Bu yüzden o zamanların insanları düşünmüş. “Biz bu müziği nasıl saklarız? Nasıl hatırlarız?” diye.
Çözüm bulmuşlar: Yazalım.
Ama nasıl yazacan sesi? İşte sıkıntı burada.
İlk Denemeler: Herkes Kendi İşaretini Kullanıyo
Müzik yazısının tarihine bakınca ilginç bi şey görüyosun.
İlk başta herkes kendi işaretini kullanmış. Kişisel işaretler yani. “Ben bu işaretle şu sesi göstercem” gibi.
Sonra bunlar yayılmış. Gruplar ortak kullanmaya başlamış. “Hadi hepimiz aynı işareti kullanalım” demişler.
Böyle böyle kişisel işaretler müzikal yazılara dönüşmüş.
Bu yazılar ne işe yarıyomuş?
- Ezgileri unutmuyosun
- Başka kültürlere aktarabiliyosun
Artık bi eseri hiç duymamış birine bile verebiliyosun. Kağıt üstünde. O kağıttaki yazıdan bakıp çalabiliyo.
Her Yer Farklı Sistem Kullanmış
Her kültür kendi müzik yazısını bulmuş.
Ortadoğu’da Arap harflerine dayalı “abced makale” varmış.
Orta Asya’da “ayalgu” denilen bi sistem varmış.
Batı’da “Boethius” diye bi sistem varmış, Latin harfleri kullanıyomuş.
Yani herkes kendi yolunu bulmuş. Ama hepsi aynı şey için: Müziği yazmak, saklamak, aktarmak işte.
11. Yüzyılda Bi Şey Değişti: Çizgiler Çıktı
- yüzyılda büyük bi değişiklik olmuş.
Nöma diye semboller kullanılmaya başlamış. Bunlar bugünkü notanın ilk hali sayılıyo.
Bunları nasıl yazıyolarmış? Çizgiler üstüne.
E bu çok önemliymiş. Çizgi üstüne yazınca hangi sesin ne kadar yüksek olduğunu gösterebiliyomuşsun.
Guido d’Arezzo Diye Bi Rahip Varmış

İtalya’da Toskana’da Arezzo Katedrali’nde bi rahip varmış. İsmi Guido d’Arezzo.
Bu adam çok önemli bi şey yapmış.
Ne yapmış? St. John ilahisinin ilk hecelerini kullanarak müzik öğretme yöntemini geliştirmiş.
Yani do-re-mi-fa-sol-la-si sisteminin başlangıcını bu adam atmış.
Bi de renkli çizgiler kullanmış. Okumayı kolaylaştırmak için.
Hangi renk ne demekmiş? Değişik sistemler varmış. Ama zamanla Fa çizgisinin kırmızı olması kabul görmüş.
Bu çizgiler bugün kullandığımız sol anahtarı fa anahtarı falan onların başlangıcıymış.
Müzik Eğitiminde Renk Kullanımı
Müzik yazısı geliştikçe eğitim de gelişmiş tabii.
Öğretmenler düşünmüş: “Bu müziği çocuklara nasıl öğretiriz?”
Müzik soyut bi şey ya. Göremiyosun tutulamıyosun. Sadece duyuyosun.
E bunu nasıl somut hale getirirsin? Görseller kullanırsın.
Şekiller, semboller, renkler kullanmışlar.
Tonik Sol-Fa Diye Bi Yöntem Varmış
Tonik Sol-Fa diye bi yöntem geliştirmişler.
Bu yöntemde neler varmış?
Fonomi: El işaretleri. Her ses için farklı el hareketi. Çocuklar görsel olarak öğreniyomuş.
Ritim dili: Seslerin sürelerini göstermek için özel kelimeler kullanıyolarmış.
Çok işe yarıyomuş bu. Hem görsel hem işitsel öğreniyomuş çocuklar.
Hundoeger Oyuncaklar Kullanmış
Hundoeger diye bi eğitimci varmış. Çok ilginç bi yöntem bulmuş.
Çocuklara oyuncaklar veriyomuş. Ne gibi?
Yedi nota için yedi farklı renkte karton: Do kırmızı, re yeşil, mi sarı falan filan.
Farklı boyutlarda kartonlar: İkilik büyük, dörtlük orta, sekizlik küçük.
Kibrit çöpü ve çubuklar: Bunlarla ölçü çizgileri yapıyolarmış.
Çocuklar oyun oynayarak müzik öğreniyomuş. Hem eğlenceli hem öğretici.
M. Battke’nin Yöntemi – Grafikler ve Renkler

M. Battke diye başka bi eğitimci varmış. Onun yöntemi daha ilginçmiş.
Grafiklerle Öğretiyomuş
Battke çubuklar üstünde grafikler kullanıyomuş. Sesleri grafikle gösteriyomuş.
Neler kullanmış?
- Değişen boyutlarda notalar
- Diyagramlar
- Düz ve eğri merdivenler
- Tonik kırmızı boyalı teller (do hep kırmızıymış)
Neden? Çocuklar anlasın diye. Somut olsun diye.
Battke demiş ki: “Müzik dersinde dikkat hep canlı olmalı. Bunun için çeşitlilik lazım.”
Ptachinski Çek Eğitimci – Daha Fazla Renk Kullanmış
Ptachinski diye Çek bi eğitimci varmış. O da Battke yöntemini kullanmış ama değiştirmiş.
Sadece kırmızı değil yedi nota için yedi farklı renk kullanmış.
Sekiz basamaklı bi merdiven varmış. Her basamak farklı renkteymiş:
- Do: Kırmızı
- Re: Beyaz
- Mi: Sarı (mısır sarısı)
- Fa: Kahverengi
- Sol: Mavi
- La: Koyu yeşil
- Si: Mor (siyah-mor)
Nasıl Öğretiyomuş?
Önce do-mi-sol ile başlıyomuş. Kırmızı-sarı-mavi.
Kulak eğitimi bu üç sesle yapılıyomuş.
Sonra si, re, fa, la ekleniyomuş sırayla.
İlk yıl sadece majör ton varmış. İkinci yıl minör tona geçiyolarmış.
Wünsch Daha Basit Yapmış
Wünsch diye başka bi eğitimci de varmış. O daha basit düşünmüş.
Sadece üç renk kullanmış:
- Kırmızı, sarı, mavi
- Sadece do-mi-sol için
Basit ama işe yarıyomuş yine.
Bu Yöntemler İşe Yaradı mı?
Ptachinski demiş ki bu yöntem 7-9 yaş arası çocuklar için çok uygunmuş.
Renk kullanarak müzik öğretmek çocuklar için ilginç ve çekiciymiş.
Sonuçlar başarılıymış. Çocuklar eğlenerek öğreniyomuş.
Benim Deneyimlerim

Ben de çocuklara ders veriyorum bazen. Küçüklere nota öğretmek zor oluyo valla.
“Bu çizgi mi aralık mı?” diye karıştırıyolar.
Bi keresinde denedim işte. Renkli kalemlerle çizdim notaları. Do’ları kırmızı yaptım, mi’leri sarı, sol’leri mavi.
Çocuk anında anladı ya. “Aaaa kırmızı do!” dedi. Çok sevdi.
O zaman anladım: Görsellik önemli. Özellikle çocuklar için.
Şimdi Ne Durumda?
Artık renkli notalar pek kullanılmıyo. Ama bazıları hala kullanıyo.
Özellikle ilk başlangıçta çocuklara öğretirken renk faydalı.
Sonra normal siyah-beyaz notalara geçiyolar tabii. Ama başta renk iyi.
Sonuç
Müzik yazısı uzun yoldan geldi:
- Kişisel işaretlerle başladı
- Ortak sistemler gelişti
- Her kültür kendi yazısını buldu
- yüzyılda nömalar ve çizgiler çıktı
- Guido d’Arezzo renkli çizgiler kullandı
- Müzik eğitiminde görsel araçlar gelişti
- Renk, şekil, oyuncaklar kullanıldı
- Battke, Ptachinski, Wünsch yöntemler geliştirdi
- Başarılı oldu
Bugünkü nota sistemine ulaşana kadar yüzyıllar geçti. Binlerce insan uğraştı.
Ve hala gelişiyo. Belki 100 yıl sonra daha farklı sistemler olur. Kim bilir?
Sen ne düşünüyosun? Renk kullanarak öğretmek mantıklı mı? Yoksa klasik yöntem mi daha iyi? Yaz yorumlara tartışalım.
Kaynaklar:
- Müzik yazısı tarihi
- Guido d’Arezzo çalışmaları
- Battke, Ptachinski, Wünsch yöntemleri
Şaban Can Kurt
www.sabancankurt.com
